Tiroit nodüllerinde bu ayrıntılara dikkat!

28.10.2026 - 11:45, Güncelleme: 28.10.2026 - 11:45
 

Tiroit nodüllerinde bu ayrıntılara dikkat!

Tiroit nodülleri çoğu zaman belirti vermeden gelişirken, bazen boyunda fark edilen bir şişlik, boğazda baskı hissi, yutma güçlüğü veya ses değişikliği gibi şikayetlerle kendini gösterebiliyor. Nodül olduğunu öğrenen kişilerin aklına ise ilk olarak “Acaba kanser miyim?” sorusu gelebiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şefika Burçak Polat, tiroit nodüllerinde takip veya ameliyat kararının, nodülün boyutu, ultrasondaki özellikleri ve gerektiğinde yapılan biyopsinin sonuçları doğrultusunda verildiğini belirterek “Tiroit nodülü saptanması tek başına kanser anlamına gelmez. Önemli olan, nodülün ultrason özelliklerini, boyutunu, tiroit fonksiyonlarını ve kişinin risk faktörlerini birlikte değerlendirmektir. Bazı nodüller herhangi bir müdahale gerektirmeden takip edilirken bazılarında biyopsi veya cerrahi tedavi gündeme gelebilir” diyor. Prof. Dr. Polat, tiroit nodülleri hakkında bilinmesi gereken 10 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Bu belirtiler varsa vakit kaybetmeyin Prof. Dr. Şefika Burçak Polat “Tiroit nodülünüz hızla büyüyorsa, ses kısıklığı ya da nefes darlığına neden oluyorsa veya muayenede sert ve hareketsiz hissediliyorsa, mutlaka kısa sürede bir endokrinoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelisiniz” diyor. Risk değerlendirmesi ultrasonla yapılır Tiroit nodüllerinin değerlendirilmesinde ilk adımlardan biri ultrason incelemesidir. Bu incelemede nodülün büyüklüğü, yapısı ve sınırları değerlendirilir. Özellikle katı nodüllerde, çevresindeki tiroit dokusuna göre ultrasonda daha koyu görünme, küçük kireçlenme odakları, düzensiz sınırlar, tiroit kapsülünün dışına uzanım ve şüpheli lenf bezlerinin varlığı gibi kanser açısından risk oluşturabilecek özellikler araştırılır. Ultrason bulguları tek başına kesin kanser tanısı koydurmaz; ileri incelemelerin planlanmasına yardımcı olur Düşük riskli nodüller genellikle takip edilir Her tiroit nodülü için biyopsi yapılması gerekmez. Ultrasonda iyi huylu veya düşük riskli özellikler gösteren nodüller, boyutlarına ve diğer klinik bulgulara göre belirli aralıklarla takip edilir. Kontrollerde nodülün büyüyüp büyümediği ve görünümünde şüpheli bir değişiklik olup olmadığı değerlendirilir. Takip aralığı her hastada aynı değildir; ultrason bulgularına ve kişisel risklere göre belirlenir. Orta ve yüksek riskli nodüllerde biyopsi gerekebilir Ultrasonda şüpheli özellikler gösteren ve boyutu 1-1,5 cm’nin üzerinde olan nodüllerde, boyutları da dikkate alınarak ince iğne aspirasyon biyopsisi istenebilir. Bu işlemde ince bir iğneyle nodülden hücre örneği alınır ve laboratuvarda incelenir. Biyopsi gerekliliği yalnızca nodülün büyüklüğüne göre belirlenmez. Örneğin bazı yüksek riskli nodüllerde daha küçük boyutlarda da biyopsi düşünülebilirken, düşük riskli nodüllerde daha büyük boyutlarda bile takip tercih edilebilir. Aile öyküsü ve radyasyon geçmişi olanlarda risk daha yüksektir Ailesinde tiroit kanseri bulunanlar ile geçmişte baş-boyun bölgesine radyasyon tedavisi uygulanmış kişilerde tiroit kanseri gelişme riski artabilir. Bu bilgiler, doktorun nodülün özelliklerini yorumlamasında ve takip ya da biyopsi kararını vermesinde önem taşır. Aile öyküsü veya radyasyon geçmişi bulunması tek başına kanser olduğu anlamına gelmez. Çocuklarda tiroit nodüllerinde malignite çıkma olasılığı yetişkinlerden daha fazladır. Tiroit fazla çalışıyorsa sintigrafi istenebilir Tiroit nodülü olan bir hastanın kan testinde TSH düzeyi düşükse, yani tiroit bezi fazla çalışıyorsa, tiroit sintigrafisi gibi nükleer tıp görüntülemeleri yapılabilir. Sintigrafide nodül ‘sıcak’ yani aktif çalışan bir nodül olarak görülürse, kanser riski çok düşük olduğundan genellikle biyopsiye gerek kalmaz. Ancak karar, diğer klinik ve görüntüleme bulgularıyla birlikte verilir.  Biyopsi sonuçları Bethesda sistemiyle değerlendirilir Tiroit ince iğne biyopsisi sonuçları, uluslararası kabul gören Bethesda sınıflaması ile değerlendirilir. Bethesda 2 sonucu iyi huylu bulguları ifade eder ve uygun hastalarda takip yeterli olabilir. Ancak iyi huylu nodüller büyüyerek nefes darlığı, yutma güçlüğü gibi bası belirtilerine yol açarsa cerrahi ya da radyofrekans ablasyon gibi minimal invaziv tedaviler gündeme gelebilir.   Tiroit hormonu ile nodül küçültme tedavisi günümüzde önerilmiyor Prof. Dr. Şefika Burçak Polat “Tiroit fonksiyonları normal olan hastalarda nodülü küçültmek amacıyla tiroit hormonu kullanımı; kalp ritim bozuklukları, kemik erimesi ve kemik kırığı riskini artırdığı için günümüzde tercih edilmemektedir” diyor.  Şüpheli veya kötü huylu sonuçlarda cerrahi öne çıkar Biyopsi sonucu kanser açısından şüpheli (Bethesda 5) veya kötü huylu (Bethesda 6) ise genellikle cerrahi tedavi önerilir. Ameliyatın kapsamı; nodülün özellikleri, kanserin türü ve boyutu, tiroit dışına yayılım ve boyundaki lenf bezlerinin durumu değerlendirilerek belirlenir.  Buna göre tiroit bezinin bir lobu ya da tamamı alınabilir. Seçilmiş küçük ve düşük riskli kanserlerde ise farklı izlem seçenekleri değerlendirilebilir.    Belirsiz biyopsi sonuçları ek değerlendirme gerektirir Bazen biyopsi örneği tanı koymak için yeterli olmayabilir ya da hücreler iyi huylu veya kötü huylu şeklinde kesin sınıflandırılamayabilir. Böyle durumlarda biyopsinin tekrarlanması, uygun hastalarda moleküler testler veya tanı amacıyla cerrahi seçenekleri değerlendirilebilir. Hangi yolun izleneceği; ultrason bulgularına, nodülün boyutuna, kişinin risklerine ve önceki test sonuçlarına göre belirlenir. Belirsiz sonuçlar, tek başına kanser olarak değerlendirilmemelidir. Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Tiroit nodülleri çoğu zaman belirti vermeden gelişirken, bazen boyunda fark edilen bir şişlik, boğazda baskı hissi, yutma güçlüğü veya ses değişikliği gibi şikayetlerle kendini gösterebiliyor. Nodül olduğunu öğrenen kişilerin aklına ise ilk olarak “Acaba kanser miyim?” sorusu gelebiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şefika Burçak Polat, tiroit nodüllerinde takip veya ameliyat kararının, nodülün boyutu, ultrasondaki özellikleri ve gerektiğinde yapılan biyopsinin sonuçları doğrultusunda verildiğini belirterek “Tiroit nodülü saptanması tek başına kanser anlamına gelmez. Önemli olan, nodülün ultrason özelliklerini, boyutunu, tiroit fonksiyonlarını ve kişinin risk faktörlerini birlikte değerlendirmektir. Bazı nodüller herhangi bir müdahale gerektirmeden takip edilirken bazılarında biyopsi veya cerrahi tedavi gündeme gelebilir” diyor. Prof. Dr. Polat, tiroit nodülleri hakkında bilinmesi gereken 10 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Bu belirtiler varsa vakit kaybetmeyin

Prof. Dr. Şefika Burçak Polat “Tiroit nodülünüz hızla büyüyorsa, ses kısıklığı ya da nefes darlığına neden oluyorsa veya muayenede sert ve hareketsiz hissediliyorsa, mutlaka kısa sürede bir endokrinoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelisiniz” diyor.

Risk değerlendirmesi ultrasonla yapılır

Tiroit nodüllerinin değerlendirilmesinde ilk adımlardan biri ultrason incelemesidir. Bu incelemede nodülün büyüklüğü, yapısı ve sınırları değerlendirilir. Özellikle katı nodüllerde, çevresindeki tiroit dokusuna göre ultrasonda daha koyu görünme, küçük kireçlenme odakları, düzensiz sınırlar, tiroit kapsülünün dışına uzanım ve şüpheli lenf bezlerinin varlığı gibi kanser açısından risk oluşturabilecek özellikler araştırılır. Ultrason bulguları tek başına kesin kanser tanısı koydurmaz; ileri incelemelerin planlanmasına yardımcı olur

Düşük riskli nodüller genellikle takip edilir

Her tiroit nodülü için biyopsi yapılması gerekmez. Ultrasonda iyi huylu veya düşük riskli özellikler gösteren nodüller, boyutlarına ve diğer klinik bulgulara göre belirli aralıklarla takip edilir. Kontrollerde nodülün büyüyüp büyümediği ve görünümünde şüpheli bir değişiklik olup olmadığı değerlendirilir. Takip aralığı her hastada aynı değildir; ultrason bulgularına ve kişisel risklere göre belirlenir.

Orta ve yüksek riskli nodüllerde biyopsi gerekebilir

Ultrasonda şüpheli özellikler gösteren ve boyutu 1-1,5 cm’nin üzerinde olan nodüllerde, boyutları da dikkate alınarak ince iğne aspirasyon biyopsisi istenebilir. Bu işlemde ince bir iğneyle nodülden hücre örneği alınır ve laboratuvarda incelenir. Biyopsi gerekliliği yalnızca nodülün büyüklüğüne göre belirlenmez. Örneğin bazı yüksek riskli nodüllerde daha küçük boyutlarda da biyopsi düşünülebilirken, düşük riskli nodüllerde daha büyük boyutlarda bile takip tercih edilebilir.

Aile öyküsü ve radyasyon geçmişi olanlarda risk daha yüksektir

Ailesinde tiroit kanseri bulunanlar ile geçmişte baş-boyun bölgesine radyasyon tedavisi uygulanmış kişilerde tiroit kanseri gelişme riski artabilir. Bu bilgiler, doktorun nodülün özelliklerini yorumlamasında ve takip ya da biyopsi kararını vermesinde önem taşır. Aile öyküsü veya radyasyon geçmişi bulunması tek başına kanser olduğu anlamına gelmez. Çocuklarda tiroit nodüllerinde malignite çıkma olasılığı yetişkinlerden daha fazladır.

Tiroit fazla çalışıyorsa sintigrafi istenebilir

Tiroit nodülü olan bir hastanın kan testinde TSH düzeyi düşükse, yani tiroit bezi fazla çalışıyorsa, tiroit sintigrafisi gibi nükleer tıp görüntülemeleri yapılabilir. Sintigrafide nodül ‘sıcak’ yani aktif çalışan bir nodül olarak görülürse, kanser riski çok düşük olduğundan genellikle biyopsiye gerek kalmaz. Ancak karar, diğer klinik ve görüntüleme bulgularıyla birlikte verilir. 

Biyopsi sonuçları Bethesda sistemiyle değerlendirilir

Tiroit ince iğne biyopsisi sonuçları, uluslararası kabul gören Bethesda sınıflaması ile değerlendirilir. Bethesda 2 sonucu iyi huylu bulguları ifade eder ve uygun hastalarda takip yeterli olabilir. Ancak iyi huylu nodüller büyüyerek nefes darlığı, yutma güçlüğü gibi bası belirtilerine yol açarsa cerrahi ya da radyofrekans ablasyon gibi minimal invaziv tedaviler gündeme gelebilir.  

Tiroit hormonu ile nodül küçültme tedavisi günümüzde önerilmiyor

Prof. Dr. Şefika Burçak Polat “Tiroit fonksiyonları normal olan hastalarda nodülü küçültmek amacıyla tiroit hormonu kullanımı; kalp ritim bozuklukları, kemik erimesi ve kemik kırığı riskini artırdığı için günümüzde tercih edilmemektedir” diyor. 

Şüpheli veya kötü huylu sonuçlarda cerrahi öne çıkar

Biyopsi sonucu kanser açısından şüpheli (Bethesda 5) veya kötü huylu (Bethesda 6) ise genellikle cerrahi tedavi önerilir. Ameliyatın kapsamı; nodülün özellikleri, kanserin türü ve boyutu, tiroit dışına yayılım ve boyundaki lenf bezlerinin durumu değerlendirilerek belirlenir.  Buna göre tiroit bezinin bir lobu ya da tamamı alınabilir. Seçilmiş küçük ve düşük riskli kanserlerde ise farklı izlem seçenekleri değerlendirilebilir.   

Belirsiz biyopsi sonuçları ek değerlendirme gerektirir

Bazen biyopsi örneği tanı koymak için yeterli olmayabilir ya da hücreler iyi huylu veya kötü huylu şeklinde kesin sınıflandırılamayabilir. Böyle durumlarda biyopsinin tekrarlanması, uygun hastalarda moleküler testler veya tanı amacıyla cerrahi seçenekleri değerlendirilebilir. Hangi yolun izleneceği; ultrason bulgularına, nodülün boyutuna, kişinin risklerine ve önceki test sonuçlarına göre belirlenir. Belirsiz sonuçlar, tek başına kanser olarak değerlendirilmemelidir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve hurnethaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.