• BIST 1.339
    • Altın 459,073
    • Dolar 7,8819
    • Euro 9,3785

      TÜRKİYE’NİN ARTAN NÜFUZU

      TÜRKİYE’NİN ARTAN NÜFUZU
            --Yüksek Büyüme Oranı... Tüketim Patlaması--      Türkiye’nin ekonomisi yolunda gidiyor. Geçen...

       

           --Yüksek Büyüme Oranı... Tüketim Patlaması--

            Türkiye’nin ekonomisi yolunda gidiyor. Geçen yılki yüzde 9 büyüme oranıyla G-20 ülkeleri arasında birinci sıradaki Çin’e yakın bir oran. Bu yıl da büyüme oranının yüzde 7-8 olması bekleniyor. 2008 yılındaki Lehman şokunun ardından Merkez Bankası faiz indirimine giderek tüketim furyasını körükledi. Otomobil satışları ve alışveriş merkezlerinde artış gözleniyor. Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul’un varoşlarında bulunan büyük alışveriş merkezi İstinye Park’ın bir köşesinde Luis Vuitton, Prada gibi ünlü markaların mağazaları yer alıyor. Hafta sonları lüks arabalarla alışverişe gelenlerin sayısı da oldukça fazla.

            İstanbul’un hemen her yerinde yapımı süren inşaatlar ve inşaatlarda çalışan büyük iş makinelerini sıkça görmek mümkün. 2011 yılı itibarıyla alışveriş merkezi sayısı 291. Bu rakam, 2002 yılıyla kıyaslandığında 3 kat artmış durumda.

            Ev aletleri ve otomobil satışlarında da bariz bir artış gözleniyor. Ocak-ekim döneminde 550 bin olan ev aletleri satışı,  2010 yılına göre yüzde 20 artmış durumda. Yeni otomobil satışları da ocak-ekim döneminde bir önceki yıla göre yüzde 20 artarak 735 bine ulaştı. Ayrıca banka kredilerinde de artış söz konusu. Tüketim, orta sınıf tarafından destekleniyor. Kişi başına düşen gelir 2008 yılında 10 bin doları geçti. Üretim yaşındaki (15-64) nüfusun önümüzdeki 5 yıl içinde BM’ye göre yüzde 1,5 oranında çoğalması ve iş gücünün artmasıyla da tüketimin canlanması öngörülüyor.

           Artan iç talebi dikkate alan Japon firmaları da harekete geçiyor. Ajinomoto firması Türkiye’de büro açtı ve yıl içinde satışlara başlamayı planlıyor. Shiseido firması, lüks makyaj malzemeleri satışı için ekim ayında bir Türk firmasıyla ortaklık kurdu. Söz konusu firma, 1990 yılından itibaren Türk piyasasına girdi ve bayi sayısı bugün yaklaşık 170'e ulaştı. Ortaklıkla birlikte çalışanlarının eğitimi ve satış faaliyetlerinin güçlendirmesine ağırlık vererek pazara ağırlığını koymayı planlıyor. Daikin firması Türkiye’de klima cihazı üreten ikinci büyük firma konumuna geldi. Ülke çapında 300 bayilik açtı. Daikin firması, kişi başına geliri artıran Türkiye’yi çekici buluyor ve Türkiye üzerinden çevre ülkelere de satışlarını genişletmeyi planlıyor.

           Öte yandan Türk firmaları, yalnız iç piyasayla sınırlı kalmayıp Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya’ya da gözlerini dikmiş durumda. Özellikle düşük fiyatta ev aletleri üreten firmalar, bölgede büyük pay sahibi oluyor. Türkiye’nin en büyük ev aletleri firması Arçelik, Avrupa ve Orta Doğu’da 115 ülkeye mal satıyor. Son 10 yıl içinde yaklaşık 1 milyar 300 milyon avro tutarındaki satışla Avrupa ev aletleri piyasasında 3. sırada. Japonya’nın üretim biçimini benimsemiş olan Arçelik firmasının, Türkiye’nin varoşlarındaki fabrikalarında, Japon benzerlerindeki standartlar mevcut. Avrupa ve ABD kalite standartlarını da takip eden Arçelik yöneticileri, Doğu-Batı üretim standartlarını birleştirerek kendine özgü standart geliştirdiklerini belirtiyor. İkinci büyük ev aletleri üreticisi Vestel, Manisa’da üretim yapıyor. Üretiminin büyük bölümünü ihraç ediyor. Ev aletleri piyasasında Arçelik ve Vestel öncülüğündeki Türkiye’nin yeri, 2008 yılı itibarıyla yüzde 4,2 oranıyla dünyada beşinci sırada.

           Türkiye’nin en büyük kenti İstanbul, Orta Doğu, Orta Asya gibi bölge ülkelerine hitap eden firmaların üssü olma yolunda ilerliyor. ABD’li Coca Cola firması 94 ülke, ABD’li Microsoft 80 ülke ve ABD’li Intel ise 70 ülkedeki faaliyetlerini İstanbul merkezli olarak idare ediyor. Başbakan Yardımcısı Babacan, bunu sebebinin, “Uygun ulaşım, bilişim teknolojisi altyapısı, kalifiye eleman” olduğunu belirtiyor. Bir Türk ekonomi dergisinin araştırmasına göre İstanbul’da üslenen 35 küresel firmanın 24’ünün yöneticisi Türk. Japon firmaları da Türkiye’deki varlıklarını artırıyor. Mitsui firması, Orta Asya’daki pazarını Türkiye üzerinden idare ediyor. NEC de Türk mühendisleri bünyesine almış durumda, Orta Doğu ve Afrika’da 80 ülkede teknik ve destek alanında faaliyet gösteriyor. İstanbul’da yazılım geliştirme merkezi kuran ve 130 mühendis çalıştıran Sony, Osmanlı İmparatorluğu’nun Orta Doğu ve Afrika’daki eski toprakları üzerinde kurulan yaklaşık 20 ülkedeki ticaretini buradan idare etmeyi planlıyor.

           Otomobil üreticileri, Türkiye’yi, Avrupa’ya ihraç kapısı olarak görüyor. Toyota, Adapazarı’ndaki fabrikasında ürettiği Oris de dâhil modellerinin yüzde 80’ini Avrupa’ya ihraç ediyor. Honda, Isuzu, Fransız Renault, ABD Ford Motor firması da Türkiye’de üretim yapıyor. Bu çekiciliğin altında, AB ile 1996 yılında imzalanan Gümrük Birliği anlaşması ve Mısır, İsrail gibi 21 ülkeyle yapılan Serbest Ticaret Anlaşmaları yatıyor. Finansman piyasası ve otomobil sektörüne yönelen büyük Türk firmaları ekonomik büyümede lokomotif görevi görüyor. En büyüklerden Koç Holdingin -ortak firmaları dâhil- satış oranının GSYİH içindeki payı, yüzde 7. Çalık Holding de büyümesini sürdürüyor. Koç, 1926 yılında kuruldu. Çatısı altında, enerji, otomobil, ev aletleri ve finansman alanları mevcut. ABD Ford Motor, İtalyan Fiat firmalarıyla ortaklıkları var ve Yapı Kredi Bankasının sahibi. Koç Holdingin ihraç rakamı Türkiye genelinin yüzde 10’una denk. İkinci sıradaki Sabancı Holding, Bridgestone vb. ile ortaklık yoluyla lastik üretimi başta olmak üzere ihracını artırıyor. Başbakan, eylül ayında, Tunus, Mısır ve Libya’ya yaptığı tarihî ziyarette yaklaşık 300 kişilik bir iş adamları grubunu da yanında götürdü. “Libya’da meclis binası inşa etmeye hazırız.” beyanında bulundu.

           Bu ay başında Japonya’ya ziyarette bulunan Başbakan Yardımcısı Babacan’ın yanında, Çalık ve Kiler Hodingin Başkanları da vardı. 1984 yılında, süpermarket alanına el atan Kiler, Türkiye’de sermaye piyasasında bir numara ve son 5 yıldır satışlarını yüzde 3,5 oranında arttırdı. Doğuş Üniversitesinden Profesör Çepni “Hükûmet, Holdingleri, yabancı sermaye ile ortaklık yapmaya özendiriyor.” şeklinde konuşuyor. TUSKON Başkanı Rızanur Meral ise “Başarının sırrının, yabancı sermayeli firmalarla gelişmekte olan holdingler arasındaki ticari alışveriş” olduğunu belirtiyor.

           --Arap Baharına Destek... Bölgenin Süper Gücünün Nüfuzu--

           2003 yılında Başbakan olan Erdoğan, bu yıl Haziran ayındaki genel seçimde zafer kazanarak 3. dönem Başbakan olarak seçildi. Seçim vaatleri arasında, Anayasa değişikliği ve Orta Doğu’daki demokratikleşme hareketine (Arap baharı) destek de vardı. Komşu Suriye’ye  ile ilgili olarak diğer Arap ülkeleriyle istişarelerini sürdürürken Avrupa ve ABD ile mesafeli bir şekilde kendine özgü bir diplomasi izliyor. Büyü çoğunluğu Müslüman olan demokratik Türkiye’ye ilgi giderek artıyor.

           Arap Birliği, kasım ayı sonlarında Suriye’ye ambargoyu oy çokluğuyla kabul etti. Birliğin, üyesi bir ülkeye karşı böyle bir karar alması, sık rastlanan bir durum değil. Bu kararın alındığı toplantıya, Birliğe üye olmayan Türkiye’den Başbakan Yardımcısı Babacan ile Dışişleri Bakanı Davutoğlu da katıldı. Türkiye, Arap ülkeleriyle birlikte BM Güvenlik Konseyine ambargo önerisi götürmek suretiyle Arap ülkeleriyle olan iş birliğinin derinliğini diplomatik koz hâline dönüştürme çabasında. Türk ordusunun halkı korumak adına Suriye içinde konuşlanması da Türk hükûmetinin gündeminde. Hükûmet karşıtı gösterilerle çalkalanan Suriye’ye karşı Türkiye’nin takınacağı tavır merakla bekleniyor.

           2002 yılında AK Partinin iktidara gelmesinden bu yana Türkiye’nin Avrupa ve ABD yanlısı tutumu değişti. O zamana kadar önemsenmeyen Arap ülkeleriyle ilişkiler güçlendirildi. Ardından Arap baharıyla başlayan hareketlerde, “demokratik sistemli İslam ülkesi” imajıyla kendini öne çıkararak demokratikleşme sürecine katkı yaptı. Türkiye, Orta Doğu’nun büyük gücü olarak etkisini artırmaya çalışıyor.

           Merkez sağ muhafazakâr AK Partinin ülke içi tabanı kuvvetli. Yabancı sermayenin akışıyla yüksek büyüme hızını yakalayacak ekonomi politikaları, laikliğe destek veren bir kesim tarafından da takdir görüyor. Laiklik yanlısı CHP, “AK Parti Türkiye’yi İslamlaştırmaya çalışıyor.” söylemlerini sürdürse de bu yıl haziran ayındaki genel seçimlerde artık ‘devletin İslamlaşması’ meselesi gündemden çıktı. Genel seçimdeki ezici galibiyetiyle AK Partinin, Japonya’daki LDP gibi “uzun dönem iktidar” olacağına dair görüşler de Türk toplumunda mevcut.

           İç siyasette en önemli konu, AK Partinin seçim vaatleri arasındaki yeni anayasa. Ordunun 1980 darbesinden sonra yaptığı mevcut Anayasa’nın insan hakları konusunda zayıf olduğu belirtiliyor. İktidar da muhalefet de yeni anayasa konusunda aynı fikirleri taşımakla birlikte Başbakan Erdoğan’ın, Fransız tarzı yarı başkanlık sistemine geçilmesi taraftarı olduğu belirtiliyor. Avrupa-ABD medyasının son günlerde üzerinde durduğu konu, yeni anayasanın yapılmasından sonra Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanı Gül’ün de Başbakanlığa geçeceği şeklinde “Rusya tipi” bir değişiklik.

           --Fransa’nın İkna Edilmesi Kilit--

           Türkiye, AB üyelik görüşmelerinde çalkantı yaşanıyor. Diplomatik sorun yaşanan Kıbrıs, 2012 Temmuzundan itibaren 6 ay boyunca AB Dönem Başkanlığını üstlenecek. Türkiye, bu süre zarfında AB ile ilişkileri dondurma kararında. Halk arasında AB’ye karşı inançsızlık artarken hükûmet, katılım müzakerelerini sürdürmek niyetinde.

           Türkiye, AB’ye üyelik yolunda yaklaşık yarım asırdır çaba harcıyor. 2005 yılında nihayet üyelik görüşmelerine başlandı ancak göç ve din gibi sebeplerden ötürü Türkiye’ye karşı Batı’da büyük bir ön yargı mevcut. Üyelik için standartlarda yeniden düzenleme isteyen bazı AB üyelerinin itirazları yüzünden görüşmeler bir türlü ilerlemiyor. Fransa gibi karşı ülkelerin ikna edilmesi kilit rol oynuyor. İkiye ayrılmış Kıbrıs’ın kuzey kesimini sadece Türkiye tanıyor. Uluslararası toplum, Rum asıllıların yaşadığı Güney kesimini tanıyor ve bu kesim AB’ye üye. Bu ülke Türkiye’nin AB’ye üyeliğine karşı. Üyelik görüşmelerinin ilerlememesinden dolayı halk hayal kırıklığı içinde. Kamuoyunda, “yakın gelecekte AB üyeliği gerçekleşecek” görüşü azınlıkta kaldı. Türk hükûmeti, AB üyeliğini iç siyasette reformları gerçekleştirmek için araç olarak kullanıyor. Anayasa değişikliği de dâhil sivil otoriteyi hâkim kılmaya ve askerin siyasi gücünü zayıflatmaya çalışıyor.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Hür Net Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : 0000 000 00 00 | Haber Yazılımı: CM Bilişim