• BIST 1.124
    • Altın 459,200
    • Dolar 7,6460
    • Euro 8,8844

      Dünyayı değiştirip öldüler

      Dünyayı değiştirip öldüler
      Bütün bu farklarına rağmen hepsinin bir ortak noktası vardı. Onlar dünyayı değiştirdiler. Hürriyet gazetesinden Sevin Turan'ın hazırladığı 2011 yılında...

      Bütün bu farklarına rağmen hepsinin bir ortak noktası vardı. Onlar dünyayı değiştirdiler. Hürriyet gazetesinden Sevin Turan'ın hazırladığı 2011 yılında dünyada iz bırakarak veda edenlerden bazıları:

       

         MUAMMER KADDAFİ 

          Muammer Kaddafi iktidarda olduğu 42 yıl boyunca dünya basını için hep “haber” oldu.
      Mart ayının başlarında Libya’daki çatışmaların bir iç savaşa dönüşeceğinin işaretleri ortaya çıkmaya başlamıştı. Birleşmiş Milletler’in sivillerin korunması için uluslararası müdahale gerçekleştirilmesi kararının ardından NATO operasyonu Nisan ayında resmen başladı. NATO’nun hava operasyonlarının da desteğiyle isyancılar Kaddafi’nin kalesi başkent Trablus’u da ele geçirmeyi başarınca Kaddafi ve çevresindeki küçük grup Libya liderinin memleketi Sirte’ye sığınmak zorunda kaldı. Ölüm de onu burada buldu.
        Kaddafi, 20 Ekim tarihinde bir kanalizasyon borusunda saklanmaya çalışırken, isyancılar tarafından canlı ele geçirildi ve öldürüldü.

       

          MUHAMMED BUAZİZİ 

         Time dergisi bu yıl “Yılın Kişisi” unvanına Wall Street’ten Atina’ya Kuzey Afrika’dan Moskova’ya dünyanın dört bir yanındaki protestocuları layık gördü. Dergi bu kararını, “Hiç kimse, Tunuslu bir meyve satıcısı, kendisini bir meydanda ateşe verdiğinde, bu olayın diktatörleri devirip küresel bir ayaklanma dalgası yaratacak protestolar başlatacağını düşünemezdi” cümlesiyle açıkladı. İşte o Tunuslu meyve satıcısıydı Muhammed Buazizi. El arabasına ve mallarına el konmuş, zabıtalar tarafından küçük düşürülmüştü. Bu durumu protesto etmek için 17 Aralık 2010’da yaşadığı Sidi Buzid kentinde bir devlet dairesinin önünde kendini ateşe verdi.
         Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Buazizi, 4 Ocak 2011’de hayatını kaybettiğinde çoktan bir simgeye dönüşmüştü. İnandıkları değerler için Tunus’ta, Mısır’da, Yemen’de, Suriye’de sokaklara dökülen yüz binlerce kişiyi simgeliyordu.

          STEVE JOBS

        Yaşadığı 56 yıl boyunca Steve Jobs birçok şey oldu: Yanlış zamanda doğmuş ve evlatlık verilmiş bir çocuk, evinin garajında teknolojik ıvır zıvırla uğraşan bir genç, üniversiteden terk bir hippi, bir eş, bir baba… Apple’ın kurucusu, Pixar’la animasyonu “çizgi film” olmaktan çıkaran bir sinemacı, kovulduğu yuvasına başı dik dönen bir CEO, adı küçük i harfiyle başlayan bir dizi teknolojiyle dünyayı değiştiren vizyon sahibi bir kişi, çalışanlarını son noktaya kadar çalıştıran bir patron, hatta fırsatçılığıyla dünyanın en büyük servetlerinden birini elde etmiş bir kapitalist…
         Jobs, yıllardır savaş verdiği kansere yenik düşüp 5 Ekim’de hayatını kaybettikten sonra geride kalanların toplamı ise bir kahraman, bir aziz, hatta bir efsane oldu. Öldüğü gün ABD’de gazeteler haberi verebilmek için baskıyı durdurdu.

         USAME BİN LADİN 

        ABD Başkanı Barack Obama, başkanlık kariyerinin muhtemelen şu ana kadarki en önemli televizyon konuşmasını, yerel saatle 1 Mayıs Pazar’ı 2 Mayıs Pazartesi’ye bağlayan gece yaptı. Obama sadece milyonlarca vatandaşına değil, bütün dünyaya ABD’nin en çok aranan düşmanı Usame bin Ladin’in öldürüldüğünü duyurdu. Bin Ladin, Pakistan’ın başkenti İslamabad yakınlarındaki Abbottabad isimli bir kasabadaki evinde, SEAL Deniz Komandolarının düzenlediği gizli bir operasyonla yakalanmış ve öldürülmüştü.
         Bin Ladin’in yakalandıktan sonra çekilmiş sağ ya da ölü fotoğrafı hiç yayınlanmadı. Hatta Washington kurmaylarının Kriz Odası’nda operasyonu canlı izlerken çekilen fotoğrafın buzlanan küçük kısmının bin Ladin’in görüntüsü olduğu bile iddia edildi. Birkaç saat içinde, bin Ladin’in naaşının İslami usullere göre yıkandığı, bir cenaze namazı kılındığı ve bin Ladin’in cenazesinin bir savaş gemisinden Arap Denizi’ne bırakıldığı bildirildi.
        Bin Ladin’in ölümüyle en başta ABD’nin Afganistan’da 10 yıldır sürdürdüğü savaşın başlangıç noktası olan insan avı da sona ermiş oldu

         KIM JONG IL

        Kuzey Kore’nin “Sevgili Lider”i Kim Jong Il, 2011’in son büyük kaybı oldu. Aslına bakılırsa, Kim hakkında son yıllarda birçok kez “öldü” haberleri çıkmıştı. Hatta Kim’in yıllar önce öldüğü, zaman zaman kameralar karşısına çıkıp gövde gösterisi yapan kişinin sadece bir dublör olduğu bile iddia ediliyordu. Halbuki bu kez açıklama başkent Pyongyang’daki resmi ağızlardan geldi, dolayısıyla inanmamak için bir sebep yoktu.

        Kim’in ölümü, Asya’da dengeleri değiştirebilecek nitelikte bir olay. Yerine “Büyük Halef” Kim Jong Un geçti. Oğul Kim, çok genç ve tecrübesiz. Üstelik hakkında çok da fazla bilgi yok. Bundan sonra sertlik yanlısı politikaları mı destekleyecek yoksa nükleer görüşmeler için masaya oturup, Güney ile birleşmenin yollarını mı arayacak henüz belli değil.

        Kim Jong Un, göreve gelir gelmez füze denemesi yaparak, Sarı Deniz’de suların ısınmasına neden oldu. Dahası, bunun bir uyarı olduğunu, “tahrik edilmesi” durumunda nükleer deneme de yapabileceğini ilan etti.

        “Sevgili Lider”in ölümünün yaptığı bir diğer önemli değişim de Kuzey Kore’nin yönetim kademesinde oldu. İlk gelen bilgilere göre, Pyongyang, “tek adam” yönetiminde “kolektif yönetim” modeline geçmeye hazırlanıyor.

         VACLAV HAVEL

        Son yıllarda, kendi ülkelerinden binlerce kilometre uzaktaki ülkelere, silah zoruyla demokrasi getirmeye çalışan siyasetçilere alıştık ama kendi ülkesine, hem de tiyatro eserleri yazarak demokrasi getiren devlet adamı deyince akla Vaclav Havel’den başkası gelmiyor.

        Çekoslovakya’daki sosyalist rejimi 1989 yılında bitiren “Kadife Devrim”in başkahramanı Havel, aynı zamanda ülkesinde demokratik seçimle görev başına gelen ilk cumhurbaşkanı olmuştu. Çekoslovakya’nın Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ikiye bölünmesinde de önemli rol oynayan Havel aynı zamanda saygın bir edebiyatçı, kendi kendini eğitmiş bir entelektüeldi. Yazılarında ve piyeslerinde benimsediği demokratik değerleri yücelten, insancıl sosyalizm anlayışı, Prag Baharı’nın da etkisiyle ‘68 kuşağında büyük ilgi gördü.

        Havel, uluslararası toplumda Çekoslovakya'nın entelektüel muhalefeti olarak tanındı. Hapisteyken yazdığı "Güçsüzlerin Gücü", bütün dünyada sosyalizm karşıtlarının başucu kitabı oldu. Havel, hapisten çıkar çıkmaz kendisini Sivil Forum’un lideri olarak buldu. Havel'i ölüme götüren de hapishanede geçirdiği yıllar oldu. Sözcüsü, 18 Aralık’ta yaptığı açıklamada Havel’in o dönemde geçirdiği ve iyi tedavi edilmeyen zatürreeye ve yakalandığı akciğer kanserine bağlı olarak hayatını kaybettiğini bildirdi.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Hür Net Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : 0000 000 00 00 | Haber Yazılımı: CM Bilişim