• BIST 1.191
    • Altın 487,026
    • Dolar 7,9427
    • Euro 9,4068

      Corona Salgını Sözlüğü

      Corona Salgını Sözlüğü
      Corona Salgını Sözlüğü

      2019'un sonunda Çin'de ortaya çıkan ve tüm dünyaya hızla yayılan Corona virüsü salgınıyla birlikte, birçok yeni terim de haber kaynaklarına ve günlük hayata girdi. VOA Türkçe, en sık okunan ve duyulan terimleri derledi

      ACE2 (Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim 2): En çok akciğer, kalp ve böbrekte bulunan bir protein. Bu protein akciğerin iltihap yapmasını ve su toplamasını önlüyor. Ancak Corona virüsü ACE2'ye yapışarak işlevini bozuyor. ACE2’nin yüksekliği hastalık riskini de arttırıyor.

      Altta yatan hastalık: Astım, şeker, HIV, kronik akciğer hastalığı, kanser, kalp damar hastalıkları gibi uzun dönemli yaşanan sağlık sorunları

      Anektodal kanıt: Sistematik bilimsel çalışmanın kurallarıyla değil rastgele toplanan, söylentilere dayanan, başkalarından dinlenen deneyimlerin aktarıldığı ifadelerle oluşturulmuş bilimsel olmayan veri

      Antikor: Herhangi bir hastalığa neden olan etkenleri zararsız duruma getirmek için vücudun ürettiği organik bağışıklık maddesi

      Asemptomatik: Semptom (belirti) vermeyen, sessiz seyreden hastalık

      Aşı: Bazı virüsler karşısında etkisiz kalabilecek antikorların harekete geçmesi için kullanılan ve kas, damar ya da ağız yoluyla vücuda verilen eriyik. Vücuda aşı yolu ile zayıflatılmış veya öldürülmüş mikrop verilirse, vücut bu mikropların maddelerine karşı antikor üreterek direnç kazanır.

      Bağışıklık (immün) yetmezliği: Kronik bir sağlık sorunu, ilaçla baskılama ya da yetersiz beslenme gibi sebeplerle vücudun savunma sistemi elemanları arasındaki koordinasyonun bozulması. Bağışıklığı zayıf olanların mikroplarla ve hastalıklarla savaşı başarısız olabiliyor.

      Corona virüsü: Soğuk algınlığından SARS (Şiddetli Akut Solunum Sendromu) ve MERS (Ortadoğu Solunum Sendromu) gibi ağır seyreden hastalıklara neden olan virüs ailesi

      COVID-19: Yeni tip Corona virüsü SARS-CoV2’nin neden olduğu solunum yolu hastalığına Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği kısaltma isim (Corona Virus Disease of 2019)

      Çan eğrisini düzleştirmek: Birim zamanda daha az sayıda insanın hastalığa yakalanması ilkesi. Virüsün yavaşlatılarak hastanelerin ve ülkelerin altyapısının yoğunluktan çökmesini engelleme amacını taşıyor. Çift kör çalışma: Klinik araştırma ve deneylerde yanlılığı azaltmak amacıyla kullanılan bir yöntem. Araştırma kapsamına alınan deneklere yeni yöntemin mi 'placebo'nun mu uygulandığını ne araştırmacılar ne de denekler bilir.

      ECMO ECMO (Ekstrakorporal Membran Oksijenizasyonu): Ventilatör yani suni solunum cihazından farklı olarak hem kalp ve akciğer yetmezliği durumlarında, bu organların görevini üstlenen makine. Solunum dışında kan dolaşımını da sağlar. Enfeksiyon: Hastalık yapıcı (patojen) bir mikroorganizmanın insan vücuduna girdikten sonra, üreyip çoğalarak, istenmeyen belirtiler ve/veya hastalıklar oluşturması Enfekte: Enfeksiyon geçiren kişi Entübasyon: Solunumun veya solunum yolunun korunması, devamlı havalandırma sağlanması gerektiğinde, akciğerlere oksijenin mekanik ventilasyonla verilmesi gerektiği anlarda solunum yoluna ağız ya da burun yoluyla özel bir tüp yerleştirilmesidir. Hava yolunun açık kalmasını sağlayan tıbbi müdahale sayesinde hastaya gerektiğinde akciğerlerle ilgili bazı ilaçlar da bu yoldan verilir. Entübe: Tedavisinde entübasyon yönteminin kullanıldığı hasta Epidemi (Salgın): Bir hastalığın veya başka bir durumun yaygınlaşması ve birçok kimseye birden bulaşması Epidemiyoloji: Toplumdaki hastalık, kaza ve sağlıkla ilgili durumların dağılımını, görülme sıklıklarını ve bunları etkileyen belirteçleri inceleyen bir tıp bilimi dalı Filyasyon: Özellikle bulaşıcı hastalıklarda yapılan hastalığın ilk ortaya çıkış nedenini bulmak için yapılan çalışma​ Fomit (Fomis): Parazit ya da mikrop gibi enfeksiyon etkenlerini taşıyabilen herhangi bir cansız obje. Kapı ya da araba kolu, kağıt ya da bozuk para, otobüs ya da metro tutacakları gibi. Gönüllü karantina: Kişi virüsü taşımasa ve hasta olmasa da olası bir temas nedeniyle evde kalması Hipoksi (oksijen yetmezliği): Oksijen tüketerek devamlılığını sağlayan dokuların yeterince oksijen alamaması sonucu ortaya çıkan yetmezlik durumu​ İzolasyon (Tecrit): Hastaların sağlıklı bireylerden, hastalığın yayılmasını engellemek için uzak durması Karantina: Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi

      KKE Kişisel Koruyucu Ekipman (Donanım): Özellikle sağlık çalışanlarının bulundukları ortamda önce kendileri sonra da çevrelerinin güvenliğini korumak için kullandıkları malzemeler. Bu ekipman içerisinde eldiven, maske, yüz koruyucu, tıbbi tulum, önlük sayılabilir. Klorokin ve (hidroksiklorokin): Kinin türevi ilaçlar. Sıtma, romatoid artrit (RA), sistemik lupus gibi hastalıklarda kullanılır. Ağız yoluyla alınır. Ayrıca yeni tip Corona virüsüne bağlı enfeksiyonlar için deneysel bir tedavi olarak kullanılmakta.​

      Kuluçka süresi (Incubation): Virüsle karşılaştıktan ilk belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre

      Mortalite: Genel nüfus içinde belli bir hastalığa bağlı ölüm oranı

      Müşahade (Gözlem): Hastalıklara müdahale ya da tedavi öncesinde uygulanan, sürekli tetkiklerle hastanın takip edildiği tıbbi yaklaşım

      Negatif basınçlı izolasyon odası: Oda dışındaki alanlara oranla negatif basınçta tutulan hasta ünitesi. Böylelikle izolasyon odasının kirli havası, hastane içinde dolaşamaz ve hastane dışına verilir.

      N95: Özellikle viral enfeksiyonlarda bulaşıcılığı engelleyebilen, 5 mikrondan küçük partikülleri tutan bir maske türü

      Pandemi: Dünyada eşzamanlı olarak çok yaygın bir şekilde çok fazla sayıda insanı tehdit eden bulaşıcı hastalıklara verilen isim

      Pulse Oksimetre (nabız oksimetresi): Kandaki oksijen miktarını ve nabzı ölçerek kayıt altına alan bir cihazdır. Özellikle solunum cihazı kullanan hastalarının alacağını oksijen miktarını belirlemede önemli rol oynar.

      R-Sıfır ya da R0: Temel bulaşıcılık ya da üreme katsayısı. Virüsün bulaştığı kişinin kendisi hariç ortalama kaç kişiyi enfekte edebileceğini gösteren bir sayı

      SARS-CoV2: Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni Corona virüsünün resmi adı

      Semptom (belirti): Alışılmışın dışında bir durum nedeniyle vücut işlevlerindeki bozukluklar

      Semptomatik tedavi: Hastalık belirtilerinin giderilmesine yönelik tedavi

      Sepsis: Vücutta olan enfeksiyonun kana karışıp, ciddi reaksiyonlara neden olması. Kan zehirlenmesi

      Sitokin fırtınası: Milyonlarca beyaz kan hücresinin, virüsü yok etmek için tek bir noktaya saldırması, vücudun korunma sistemi olarak alyuvarların çoğalması ve bağışıklık sisteminin bozulmasına neden oluyor. Bağışıklık sistemi vücuda da saldırmaya başlıyor ve vücutta yıkıcı süreçlere neden olabiliyor. Yani bağışıklık sistemi mikrobu yok etmek isterken ölçüyü fazla kaçırıp hayati organlara zarar verebiliyor.

      Sosyal mesafe koymak: Hastalığın yayılmasını önlemek için kalabalık ortamlardan, gerekli olmayan sosyal buluşmalardan uzak durmak, evden çıkmamak, zorunlu sosyalleşme halinde arada en az bir metre boşluk bırakmak, el sıkma, sarılma ve öpüşme gibi sosyal temaslardan uzak durmak

      Sporadik Enfeksiyon: Bir enfeksiyon hastalığının seyrek biçimde, tek tek olgular halinde, herhangi bir zaman ya da mekandan bağımsız ya da düzeni olmaksızın ortaya çıkması

      Sürü bağışıklığı: Toplumda yeterli sayıda insanın, herhangi bir enfeksiyona karşı topluca bağışıklık geliştirmesi. Sürü bağışıklığı sağlamak için nüfusta gerekli bağışıklık oranının yüzde 70-80 olması gerekir. Aşı ile sağlanamıyorsa, bu bağışıklığı oluşturmanın tek yolu, nüfusun çoğunluğunun hastalığa yakalanmasıdır.

      Vaka: Hastalıkla uyum gösteren belirtileri taşıyan kişi

      Vaka kümeleri (Cluster): Belirli bir alanda toplu olarak görülen hastalar ​

      Ventilatör (Solunum Cihazı): Havayı akciğerlerin içine ve dışına hareket ettirerek mekanik solunum sağlamak suretiyle fiziksel olarak nefes alamayan veya yetersiz nefes alan bir hastaya nefes vermek için tasarlanmış makine

      Virüs: Hastalandırma yeteneğine sahip, gözle görülemeyecek kadar küçük yapıda, çoğalabilmek için mutlaka canlı bir yapıya ihtiyaç duyan organizma. İçlerine girdikleri yani konak hücreyi imha ederek hastanın vücudunda hızla çoğalmaya devam ederler.

      Virülans: Bir mikrobun patojenliği, yani hastalığa neden olma yeteneği

      Viral yük: Vücuda giren virüs sayısı.

      World Health Organization (WHO): Dünya Sağlık Örgütü

      Yakın temas (Doğrudan temas): Kişilerin fiziken birbirlerine solunum yolu zerrecikleri dahil vücut sıvılarını bulaştıracak kadar yakın olması

      Zoonotik virüs: Kaynağı hayvanlar olan ve insanlara geçebilen virüs

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Hür Net Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : 0000 000 00 00 | Haber Yazılımı: CM Bilişim