• BIST 110.477
    • Altın 276,539
    • Dolar 5,8219
    • Euro 6,4843

      AB VE TÜRKİYE FIRTINALARI ATLATMAK İÇİN GÜVENLİ BİR YOL BULABİLİR

      AB VE TÜRKİYE FIRTINALARI ATLATMAK İÇİN GÜVENLİ BİR YOL BULABİLİR
            Özellikle Tek Pazar için yeni bir ekonomik güç merkezi ve ortak dış politika çabalarımıza katkıda bulunabilecek büyüyen...

       

           Özellikle Tek Pazar için yeni bir ekonomik güç merkezi ve ortak dış politika çabalarımıza katkıda bulunabilecek büyüyen bir bölgesel güç olan Türkiye önemli bir ortaktır. Türkiye’nin katılım sürecinin, hem AB hem de Türkiye’ye faydalı olduğuna ve ekonomik rekabetçilik, enerji güvenliği ve bölgesel istikrar gibi ortak hedefler yönünde ilerlemeyi teşvik etmedeki önemine inanmaktayız.

           Yeni bin yılın başlangıcından beri Türkiye; Batı Balkanlarda, Orta ve Güney Asya’da ve Afrika Boynuzunda bölgesel bir güç olarak nüfuzunu ve yetkisini artırmaktadır. Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, geçen hafta İstanbul’da yapılan konferansta, büyük kişisel katkıda bulunduğu Afganistan konusunda, önemli bir muhatap olmuştur. Türkiye’nin ev sahipliğinde Afganistan’ın komşuları, uzlaşma davasını destekleyecek siyaset ve güvenlik tedbirlerini uygulamayı kabul etmişlerdir. “Arap Baharı”, AB ile Türkiye’nin bölgedeki değişimleri daha iyiye götürmek için birlikte çalışmalarının, çıkarlarına olduğunun altını çizmiştir. Türkiye’nin, AB’nin dış politika tartışmalarına artan katılımını memnuniyetle karşılamaktayız. Türkiye, sahip olduğu anlayış ve nüfuzuyla, bu belirsizlik zamanlarında AB’nin küresel erişimini nasıl güçlendirebileceğini göstermiştir.

           Türkiye’nin ekonomik büyümesi devasa olmuştur. Türkiye dünyada en büyük 16’ncı ekonomidir ve 2015’te G20 başkanlığını devralacaktır. Bu büyüme, AB ile yakın ekonomik ilişkilerle desteklenmiştir. Türkiye, AB’nin en büyük yedinci ticari ortağıdır. Türkiye’nin doğrudan yabancı yatırımının üçte ikisinden fazlası AB’dendir. Türkiye’de büyüme ilk yarı yılda yüzde 10 iken, yakın AB-Türkiye ekonomik ilişkilerinin daha da artması için büyük bir potansiyel vardır.

           Türkiye yönetimini, toplumunu ve demokrasisini de dönüştürmüştür. Ordu üzerinde sivil kontrol sağlanmıştır ve yargı reformları da yoldadır. En son azınlık dini vakıflarının 1930’larda el konulan mülklerini geri almalarına yardımcı olan bir yasayla, azınlık hakları da düzeltilmektedir. Türkiye şimdi, 1980’de ordu tarafından hazırlanan mevcut anayasanın yerine yenisini geçirmek için uğraşmaktadır.

           Katılım müzakereleri Türk reform sürecine rehberlik ederken, yeni bin yılın başından beri AB bu dönüşümün merkezinde yer almıştır. Türkiye’deki reformları desteklemek için AB, teknik yardım ve 2011’de 750 milyon avroluk fon sağlamıştır. Bu yardımlarla, demokratik kurumları destelemek, temel hakları korumak ve sivil toplumu güçlendirmek için çalışmalar yapılmıştır. Katılım müzakerelerindeki ilerleme, hayal kırıklığı yaratacak şekilde yavaş olsa da Türkiye yasalarını AB müktesebatıyla uyumlu hâle getirmek için reform yapmaya devam etmektedir. Genişleme Komiseri Stefan Füle’nin, AB-Türkiye ilişkileri için yenilenmiş olumlu gündemini memnuniyetle karşılamaktayız. Bu, ekonomik ilişkileri güçlendirmek, diyalogu artırmak, Türkiye’nin iç reform gündemini desteklemek için yeni fırsatlar sunarken, AB ile Türkiye arasında yasal seyahati de kolaylaştırmıştır. Bu gündem üzerinde, katılım sürecini tamamlayacak ve destekleyecek bir şekilde, Türkiye ile çalışmak için sabırsızlanmaktayız.

           Doğal olarak katılım süreci, Türkiye’de reform gerektirmektedir. AB standartlarını karşılamak için, temel haklar konusu da dâhil olmak üzere, daha fazlasını yapması gerekmektedir. Son İlerleme Raporunda Avrupa Komisyonu, yargı süreçlerinin medya özgürlüğünü nasıl etkilediğine ve azınlık haklarının temin edilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerektiğine dair endişelerini dile getirmiştir. Yeni anayasa, Türkiye’yi daha da dönüştürmek için büyük bir fırsattır. Kürt meselesinin çözümüne yönelik bir çerçeve de sağlayacaktır. Başbakan Erdoğan’ın, bütün vatandaşların isteklerini yansıtan bir anayasaya olan bağlılığını da takdir ediyoruz. Türkiye, PKK’nın körüklediği, tamamıyla kınadığımız bir terör dalgası yaşamaktadır.

           Türkiye, Kıbrıs anlaşmasını desteklemek için de çalışmalı ve söz verdiği gibi limanlarını Kıbrıs Cumhuriyeti’ne açmalıdır. Kıbrıs konusunda bir anlaşma, hava güvenliğinden daha etkin bir AB/NATO işbirliğine kadar, Ada’nın ötesine uzanacak faydalar sağlayacaktır. Kapsamlı bir anlaşma üzerine müzakereler, şimdi yoğun bir aşamaya girmiştir ve Cumhurbaşkanı Hristofyas ile Dr. Eroğlu’nun başarılı bir sonuç için BM çerçevesinde çalışmalarını olumlu karşılamaktayız.

           Türkiye’nin katılım süreci, hem AB hem de Türkiye için hayati bir stratejik ve ekonomik öneme sahiptir. Türkiye’nin, Avrupa hedefini karşılamak için reformları devam ettirmeye bağlılığını sevindirici buluyoruz ve ona tam destek veriyoruz. AB ile Türkiye birlikte, mevcut küresel ekonomik ve siyasi fırtınaları atlatmanın güvenli bir yolunu bulabilir.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Hür Net Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : 0000 000 00 00 | Haber Yazılımı: CM Bilişim